Merhaba

    Bu sayfa ile neden bize katılmanız gerektiğini, en genel tarifler ile neye karşı mücadele ettiğimizi ve ne istediğimizi özetlemeye çalıştık. Elbette bu alanda sınırlı teknik imkandan dolayı en geniş ve genel tariflere yer ayırdık. Tartışmalarımızı ortaklaştırmak ve derinleştirmek için dergimizi edinebilirsiniz... Geleceğin düşünü birlikte kurmaya, insandan yana olanı paylaşarak çoğaltmaya, güzel ve yaşanabilir olanı bugünden kurmaya bir çağrı. Evet, hemen şimdi. Satırları okuyup, yolculuğumuza bir "merhaba" dediğiniz bu andan itibaren sizi; amfide, sokakta, evde... Her neredeyseniz orada sesimizi, gücümüzü ve hayallerimiz için mücadelemizi ortaklaştırmaya çağırıyoruz.
    Biz...

    Biz...

    Üniversitelerde piyasacı, neoliberal dönüşüm saldırılarına karşı halkın yararına, kamusal ve parasız bir üniversitenin mümkün olduğunu savunuyor ve bunun için mücade ediyoruz. Mevcut durumda üniversiteler, şirketler için meta üreten veya patronlar için kalifiye elemanlar yetiştiren alanlara dönüştürülmeye çalışılıyor. Her yönüyle üniversite bir ticarethaneye dönüştürülmeye çalışılıyor. Üstelik bu durum rant uğruna peşkeş çekilen okul arazi ve binalarından, fesat karıştırılan ihaleleriyle meşhur kantin ve yemekhanelerine, AVM'ye dönüşen yaşam alanlarımıza kadar uzanıyor. İşte biz bu duruma dur demek için örgütleniyor, mücadele ediyoruz. Yaşam alanlarımızın, üniversitemizin, bilimin kısacası hayatımızın rant, kar ve patron hırsına karşı zaferi için mücadele ediyoruz.

    Demokratik ülke, demokratik üniversite...

    Üniversiteler yaşadığımız dünyadan ve ülkeden yalıtılmış alanlar değil. Bugün, AKP iktidarının 13 yılını geride bırakırken baskı ve saldırı politikalarının ayyuka çıktığını, toplumun bütün halinde baskı altında tutulmaya çalışıldığını görüyoruz. 12 Eylül Darbesi'nin ürünü olan YÖK eskiden olduğu gibi şimdi de üniversiteleri baskı altına alma misyonunu AKP politikaları ile sürdürüyor. Hemen her fırsatta üniversitede dillendirilen demokratik talepler susturulmaya çalışılıp, öğrenciler gözaltı, soruşturma ve uzaklaştırma ile sürekli bir biçimde tehdit ediliyor. Yine Rektörlük ve Dekanlık belirlemelerinde de keyfi ve meşru olmayan yöntemler izleniyor. Kar hırsına bürünmüş patron halini almış Rektörler mevcut siyasal iktidarın üniversitedeki ayak işlerine koşturmakta birbirleriyle yarışıyor. Ancak üniversitede biz varız! Susturulmaya çalışıldıkça sesimizi yükselten, baskılara ve tehditlere boyun eğmeyen devrimciler! Seni de itirazı yükseltemeye, sesimizi çoğaltmaya çağırıyoruz.

    Bilime özgürlük...

    Bilime ve bilimselliğe saldırılar üniversitelerimize ve geleceğimize yönelik saldırıların en önemli noktasında duruyor. Zira üniversiteyi kendi siyasi ve ekonomik çıkarları için pürüzsüz hale getirmek isteyenler YÖK ve yandaş rektörler eliyle düşünmeyen, sorgulamayan, üretmeyen bir öğrenci gençliğin hayalini kuruyorlar. Bilimsel etkinlikleri sınırlayıp, akademiyi bilimsellik değil yandaşlık kaygısı ile şekillendirmeye çalışıyorlar. Kârlı olan bilimsel olana tercih edilip, bilim bir bütün halinde meta haline getirilmeye çalışılıyor. Aklın yaratıcılığını engelleme çabasındaki bu saldırılar, üniversiteleri, bir diploma kağıdından ve bir tabeladan daha fazlası olmayan bir şekile sokmaya çalışıyor. Bizim hedefimiz ise net: Bilimi özgürleştirmek! Bu doğrultuda okullarımızda çeşitli kulüp ve topluluklar ile alternatifler üretmeye çalışıyoruz. Sen de destek verirsen elbette karanlığı yenebiliriz.

    Anlattıklarımız hepimizin hikayesi! Gelecek ellerimizde, seni de yanımıza çağırıyoruz... Gezi'den geliyoruz, birlikte kazanacağımızı biliyoruz...